Türkiye’nin her bölgesini ve her ilini temsil eden delegelerimizin ve konuklarımızın katılımıyla Genel Kurulumuz çalışmalarına başladı.
“Gücünü İşçiden Alan Sendika Belediye-İş” sloganıyla toplanan Genel Kurulumuz, birlik beraberlik ve coşku içinde açılışını yaptı.
İstiklal Marşı’nın okunması ve Saygı Duruşu ile başlayan Genel Kurulumuzda, daha sonra Sendikamızı ve Sendikamızın emek hareketi içindeki yerini anlatan belgesel film gösterimimiz yapıldı.
Genel Kurul’a hitaben bir konuşma yapan Genel Başkanımız Nihat Yurdakul, Genel Kurula katılan konuklarımızı ve delegelerimizi saygı ve sevgiyle selamladı. “Fedakarlığın, sabrın ve sevginin resmini yap deseniz annemin resmini yapardım” diyen Genel Başkanımız, yarının Anneler Günü olması vesilesiyle tüm anneleri kutladı.
Genel Başkanımız Nihat Yurdakul, son 25 yılda ülkemizin derin bir karanlığa sürüklediğini belirterek, “25 yıldır yönetiyorlar. 2010 yılına dönün, yargıya çeki düzen verelim dediler, Belediye-iş olarak biz buna karşı çıktık, referamdumda ‘hayır’ oyu kullanılması için milyonlarca bildiri dağıttık. Sonunda ne oldu, yargıyı FETO’ya teslim ettiler, sonra uçurumun kıyısından döndüler. 2017 oldu, bir sistem getireceğiz ki inanın 90 milyon mutluluktan uçacak denildi. Yargı bağımsız olacak, parlamento güçlenecek denildi. Güçlendi mi parlamento? Türkiye uçacaktı, uçtu mu?” dedi.
Genel Başkanımız, ülkemizde büyük bir korku imparatorluğu yaratıldığını belirterek, “Türkiye 50 yıl geriye gitti diyeceğim de 50 yıl önce daha iyiydi. Bizim çocuklarımız bunların yarattığı hasarı 50 yılda düzeltemez. 25 yıl önce benim emekli olan arkadaşım bir ev ortalama bir araba alıyordu. Şimdi alabiliyor musunuz? Bir çalışan arkadaşımın bir yakınının düğünü olduğunda herkes bir çeyrek götürürdü. Var mı şimdi içinizde o cesaretli. Bunları söyleyince birilerinin işine gelmiyor” diye konuştu.
“İŞÇİ SINIFI PARTİZANLIK YAPMAMALI”
Genel Başkanımız Nihat Yurdakul, emekçi halk yoksulluk içinde yaşarken ülkenin ortak kazanımlarının, Cumhuriyet’in kazanımlarının yok pahasına satıldığını belirterek, şunları söyledi:
“Ülke karanlık bir düzen içinde. Bizi ancak çağdaş eğitim, teknoloji, bilim, üretim hakça paylaşım bir yere götürecek. İstediğimiz ne ezen ne ezilen hakça bir düzen. Ne hakça paylaşım ne üretim ne adalet ne hukuk var. Böyle bir ülke mi bırakacağız çocuklarımıza. Yoksa bu ülkedeki olumsuzlukların yok olması için mi çabalayacağız. Meclis’te bütçe yapılıyor. İçinde ne emek var ne alınteri var. Bize düşen ne biliyor musunuz o bütçede? Bizim payımız ceza ve vergi.
Başımıza ne geliyorsa işçi sınıfının partizanlık yapmasından geliyor. İşçi sınıfı partizanlık yapmamalı. İşçi sınıfı boyuna posuna imanına dinine bakmamalı. İşçi sınıfı haklının yanında haksızın karşısında olmalı. Bu ülkede kim özgürlükleri büyütecekse, laik cumhuriyetten yana olacaksa onu iktidara taşımalı, yapamıyorsa da oradan indirmeliyiz.
İşçi sınıfı ve üniversiteler el ele vererek bu ülkede demokratik refleksini göstererek birçok şeyi değiştirebilir. İşçi sınıfı birleşmeli. İşkolunda tek sendika, ülkede tek konfederasyon diyen tek sendika Belediye-İş Sendikası’dır. İşçi sınıfı Türk-İş çatısı altında birleşmeli, üniversitelerle birlikte hareket ederek, kim haksızlık yapıyorsa karşısında olmalı.”
“BENİM PARTİMİN ADI LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ, LİDERİ ATATÜRK”
“Tüm Belediye-İş örgütünün bildiği gibi ben Atatürkçü bir insanım” diyen Genel Başkanımız, “90 milyonu Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri altında birleşmeye davet ediyorum, bunun başka yolu yok. İşçi sınıfı birleşmeli” dedi.
Sendikaların, işçi sınıfının haksızlığa uğrayanın yanında olması gerektiğini vurgulayan Genel Başkanımız, “Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere haksızlığa uğrayan tüm siyasi tutsakları buradan saygıyla selamlıyorum” dedi.
Genel Başkanımız sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer bu ülke demokratik olacaksa, hukuk devleti olacaksa, demokrasiyi kökleştireceksek, adaleti sağlayacaksak, barışı sağlayacaksak bu ülkede bunun en büyük öncüsü işçi sınıfı olmalıdır. Bu ülkenin sorunlarını çözecek güç, üniversitelerle işçi sınıfıdır. Sanayi ve hizmet sektöründe 17 milyon kişi çalışıyor. İşçi sınıfı ve üniversiteler bu işe el atmadıkça, birlikte hareket etmediği müddetçe iki yakamız bir araya gelmez, gelmeyecek. İşçi sınıfı asla siyaset yapmamalı. Partizanlık yapmamalı. Herhangi legal veya illegal yapının emrinde olmamalı. İşçi sınıfı, yani sendikalar, politika yapmalı. Ailemizi, çocuklarımızı namerde muhtaç ettirmemek için politika yapacağım. Siyaseti siz yapın ama düzgün yapın. Yüzünüze halka dönün, emekçiye dönün. Bu ülke, demokratik bir ülke olmazsa, bir hukuk devleti olmazsa, bu ülkede adaleti sağlayamazsak ekonomik özgürlüğümüzü hayatta göremeyiz.
Eğer illa da soruyorsanız bizim de bir tarafımız var. Bizim tarafımız laik Türkiye Cumhuriyeti. Özgürlükten, adaletten yana tarafız. Bu ülkeyi seviyorsanız Belediye-İş Sendikası’nın tarif ettiği partiye gelin. Bu partinin adı laik Türkiye Cumhuriyeti. Lideri de Mustafa Kemal Atatürk’tür.”
Genel Başkanımızın konuşmasının ardından Divan oluşturuldu. Divan Başkanlığını Sendikamız Baş Hukuk Müşaviri K. Levent Balcı yaparken divan üyeliklerine delegelerimizden Tuğba Gökırmak Öztorun, Deniz Gölcü Akyüz, Canan Aslanboğa, Dile Kuray getirildi.
KONUKLARIMIZIN KONUŞMALARI
CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, ülkede herkesin güzel günler görmek istediğini belirterek, “Ama öyle bir iktidar var ki, bize ülkeyi yaşanmaz hala getirdi. Kendinden olmayanlardan nefret eden iktidar, muhalefeti susturmak için büyük bir gayret sarf ediyor. İktidar bizden rahatsız oluyor. İktidar birilerini tehdit ediyor, susturmaya çalışıyor. İktidara sesleniyorum. Bizimle uğraşacağına köylünün, çiftçinin, işçinin hakkını ver. Ama karamsarlığa hiç gerek yok. Nazım Hikmet’in dediği “o güzel günleri göreceğiz çocuklar” dedi.
CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu üyesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer de Belediye-İş’in içinde bulunduğumuz bu kongresinin coşkuyla yapılmasının son derece önem taşıdığını belirterek, “Emeğin değersizleştirildiği, örgütlü olmanın suç sayıldığı, sendikaların baskılandığı, taşeronlaşmanın yok sayıldığı bir ortamda, üzerine bir de yaşadığımız tüm hukuksuzlukları koyduğumuzda burada yaşadığımız coşku çok önemli. Çünkü sendikaların mücadelesi sadece insan onurunun ve emeğin mücadelesi değil, hukukun, adalete olan özlemin mücadelesidir” dedi.
CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu da konuşmasında, “Bugün burada hep 24 yıllık bir iktidarın ülkemizi nereye getirdiğinden bahsediyoruz. Sokakta konuşanı, doğasına sahip çıkanı, işini yapmaya çalışan belediye başkanını cezaevine gönderiyorlar. Hani yolsuzlukla mücadele edeceklerdi. Türkiye yolsuzlukla mücadelede dünyanın en altında yer alıyor. Sarayda oturanın keyfi yerinde halk her gün yoksullaşıyor” diye konuştu.
Saadet Partisi Genel İdari Kurulu ve Başkanlık Divanı üyesi Avukat Yılmaz Bölükbaşı ise eskiden fakirlik varken bugün gözü doymayanların görüldüğünü ifade ederek, “Ahlak olmadığında açlık, hırsızlık, alavare dalavere normalleşiyor. Ne ezilen ne ezen hakça düzen, adil düzen diyoruz biz. Hakkın, adaletin, saadetin olması gerekiyor. Bu ülke zulme boyun eğmemeli. İşçilerimizin, emekçilerimizin, üniversitelerimizin dik duruş sergilemesi gerekiyor” dedi.
Ordu Çamaş Belediye Başkanı Leyla Çıtır da “ben sizlerin yanından gelen 31 yıllık belediye personeliyim” diyerek konuşmasına başladı. Çıtır, “Yılmadan, yorulmadan mücadele eden, işçilikten gelen, Doğu Karadeniz’in tek kadın belediye başkanı olarak mutluyum gururluyum. Emekçiyim diyorum, Belediyemdeki emekçilerin haklarını ve hukuklarını her zaman savunacağımı da burada söylüyorum. Her zaman Belediye-İş Sendikasına üye olmaktan gurur duydum, hiç vazgeçmedim” diye konuştu.
Tüm Özel Güvenlik ve Koruma İşçileri Sendikası Genel Başkanı İsa Kalkan ise yeni kurulan ve hiçbir konfederasyona bağlı olmayan bağımsız bir sendikanın Genel Başkanı olduğunu ifade ederek, “Sendikacılık mücadelesine başlarken, Belediye-İş Sendikası’nın Genel Başkanı Sayın Nihat Yurdakul’u örnek aldık. Onun gerçekleri ve doğrularıyla bu yola başladık. Yalanlarla değil gerçeklerle, vaat ile değil icraatlarla onun yolunu gördük ve izledik. Sendikacının işi siyaset değil, emeğin emekçinin ekmeğin sıkıntısını çözmek mücadele vermektir. Bu ruhu Türkiye’de en iyi yaşatan Sayın Genel Başkan’a da teşekkür ediyorum” dedi.
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Utku Reyhan da işçi bir aileden geldiğini, kendisinin de şu an işçi olduğunu belirterek, “Bugün en büyük sorunumuz Türkiye’de emekçinin adı yok. Karar mevkilerinde emekçi yok. 600 vekil var, bir tane işçi yok. Siyasi partilerin yönetimlerinde emekçiden söz ediyorlar ama yönetimlerinde bir tane işçi yok. Niye? Türkiye’de sendikalaşma oranı yüzde 13 çünkü bu düzenin partilerinin böyle bir derdi yok” diye konuştu.
Genel Kurul çalışmaları çerçevesinde daha sonra Tüzük, Tahmini Bütçe, Hesap Tetkik (İnceleme), Mevzuat ve Öneriler komisyonları oluşturuldu. Komisyonların çalışmaları Genel Kurul’un onayına sunuldu.
Genel Kurulumuzda çok sayıda delegemiz söz alarak görüş ve önerilerini paylaştı.
Genel Kurul’un ilk günkü çalışmalarının kapanışında, Genel Başkanımız, Sendikamız Belediye-İş’in köklü geleneğinin oluşmasında emeği ve katkısı bulunan, emek hareketi içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmasında önemli rol oynayan eski Genel Merkez Yöneticileri ve eski Şube Başkanlarını sahneye davet etti.
Daha Azını Gör