SÖMÜRÜYE, ADALETSİZLİĞE KARŞI; DEMOKRASİ, ADALET VE BARIŞ İÇİN ALANLARDAYIZ.
YAŞASIN 1 MAYIS, YAŞASIN EMEKÇİLERİN BİRLİĞİ!
Değerli işçiler, emekçiler,
1 Mayıs, emekçiler için takvimde sıradan bir gün değildir. Emeğin sömürüye karşı yükselttiği ortak itirazın, dayanışmanın ve mücadele iradesinin simgesidir. İşçilerin, kadınların, gençlerin ve toplumun tüm kesimlerinin eşit ve özgür bir gelecek talebinde buluştuğu tarihsel bir gündür.
Dünya, emperyalist hırsların ve savaş tamtamlarının gölgesinde karanlık bir dönemeçten geçiyor. ABD emperyalizminin hukuk tanımaz saldırganlığı ve İsrail hükümetinin saldırgan politikaları, Orta Doğu’yu derin bir yıkıma sürüklüyor. Bölgemizde estirilen savaş rüzgârları insanlığın ortak vicdanını yaralıyor.
Emperyalist saldırganlık; adil bölüşüm yerine sömürüyü, refah yerine açlığı, uygarlık yerine sefaleti, demokrasi yerine hukuk tanımazlığı dayatıyor.
Bizler, “Eğer vatan savunması için şart değilse her savaş bir cinayettir” anlayışıyla, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle barışı savunuyoruz. Çünkü savaşın maliyeti her zaman emekçinin sofrasından kesilir. Çünkü barış en çok emekçilerin, kadınların ve gençlerin ihtiyacıdır.
SAVAŞSIZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA!
Öte yandan, ülkemizde hukukun, demokrasinin, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün zayıfladığı bir dönemden geçiyoruz. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” sözü yalnızca bir ifade değil, hayatın gerçeğidir. Çünkü emek ancak hukukun ve demokrasinin güvencesi altında korunabilir. Sofradaki ekmek, ancak adaletin olduğu bir düzende kalıcı hâle gelir.
Demokrasinin ve Cumhuriyet’in kazanımları, yargının siyasallaşmasıyla bir bir yok ediliyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü yok ediliyor. Gazeteciler, sanatçılar, siyasetçiler ve gençler susturulmak isteniyor.
Oysa biz biliyoruz ki; hukukun, demokrasinin, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığı, adaletin işlemediği bir düzende ekmek de küçülür, gelecek de karanlıklaşır.
DEMOKRASİ, ADALET VE BARIŞ İÇİN ALANLARDAYIZ.
EKONOMİK YIKIMA VE ADALETSİZLİĞE DUR DİYORUZ!
Ülkemizde hayat pahalılığı, gelirde ve vergide yaşanan adaletsizlikler artık dayanılmaz bir boyuta ulaşmıştır. Ücretlilerin büyük bölümü asgari ücret civarında bir ücretle yaşam mücadelesi veriyor. Hayat pahalılığı emekçi halkımızın belini büküyor.
Emekçilerin üzerindeki vergi yükü artarken, sermayeye sürekli ek imtiyazlar sağlanıyor. İşverenler, emekçilere sadece bir “maliyet” kalemi gözüyle bakıyor. İnsan onurunu ve emeğin değerini yok sayan bu anlayışı kınıyoruz.
Belediye emekçileri olarak bizler de yıllardır süren bir adaletsizlikle karşı karşıyayız. Belediye şirket işçileri, belediye işçileri gibi kamu görevi görmesine ve aynı işi yapmasına rağmen belediye kadrosuna alınmıyor.
KADRO, BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİSİNİN HAKKIDIR, ERTELENEMEZ.
İş cinayetleri sürüyor, güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor, gençler geleceksizliğe itiliyor. Okullarda şiddet artıyor, eğitim güvenliği tehdit altında.
AMA BİZ ÇARESİZ DEĞİLİZ.
Emeği yok sayanlara cevabımız; örgütlü gücümüz ve sarsılmaz birliğimiz olacaktır.
Birliğimiz en büyük gücümüzdür.
Çözüm; birliktedir, dayanışmadadır, örgütlü mücadelededir.
Çağdaş bir toplum yaratmanın yolu eğitimli ve örgütlü olmaktan geçer. Bizler; çevre hakkının bir insan hakkı olduğunu unutmadan doğamıza, toprağımıza ve geleceğimize sahip çıkacağız.
Demokrasi, adalet ve barış için; sosyal devletin ve sosyal adaletin yeniden tesisi için alanlarda tek bir yürek olarak haykırıyoruz:
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!
Taleplerimiz net:
-Kıdem tazminatı gasp edilemez. Fona devri girişimlerine son verilmeli, tavan kaldırılmalıdır.
-Esnek çalışmaya, güvencesizliğe karşı gerçek iş güvencesi istiyoruz.
-İş cinayetleri durdurulmalıdır. Sorumlular yargılanmalı, denetimler etkin yapılmalıdır.
– Okullarda şiddet durdurulmalı, öğrenci ve eğitimcilerin can güvenliği sağlanmalıdır.
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!
Yaşasın işçilerin birliği.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Yaşasın 1 Mayıs.












