Başkanlar Kurulumuz, 14 Ocak 2026’da Ankara’da toplanarak, çalışma hayatının ve emekçi halkımızın gündeminde olan gelişmeleri, örgütlenme, toplu iş sözleşmeleri, eğitim çalışmaları gibi üyelerimizin haklarını ve özgürlüklerini geliştirme ve koruma yönünde gerçekleşecek çalışmaları değerlendirerek bu doğrultuda almış olduğu kararların basına, kamuoyuna ve örgütümüze duyurulmasına karar vermiştir.
1- Hukuk, Adalet ve Demokrasi
Hukuk, adalet ve demokrasi; emekçilerin haklarının korunmasının, geliştirilmesinin ve onurlu bir yaşam sürmelerinin vazgeçilmez temelidir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, devlet gücünün keyfi ve kişisel tercihlerle değil; herkese eşit, öngörülebilir ve şeffaf kurallarla sınırlandırılmasını ifade eder. Çünkü, hukukun üstünlüğü yoksa emek, salt piyasa nesnesine indirgenir yalnızca bir ‘maliyet unsuru’ ve ‘meta’ olarak görülür.
Adaletin tesis edilmediği bir düzende kamu gücünün kişisel ya da siyasal menfaatler doğrultusunda kullanılabilmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle siyasal gücün hukukla denetlenebilir olması ve hukukun herkese eşit, şeffaf biçimde uygulanması, emekçilerin ekonomik ve sosyal güvencesinin pekiştirilmesi açısından zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerinin bağımsız bir yargı olmaksızın korunamayacağı; yargı bağımsızlığı sağlanmadan emekçilerin anayasal haklarını etkin biçimde aramalarının mümkün olmadığı açıktır.
Başkanlar Kurulumuz, hukuk devleti ilkesinin, yargı bağımsızlığının ve demokratik kazanımların korunması ve güçlendirilmesini, emekçilerin anayasal hak ve özgürlüklerinin teminatı olarak görmekte; adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.
2-2026 Merkezi Yönetim Bütçesi
İktidarın, hazırladığı 2026 Merkezi Yönetim Bütçesi; emekçilerin ücretlerini, alım gücünü ve yaşam koşullarını gözetmeyen, sosyal devlet ilkesinden uzak bir anlayışla hazırlanmıştır. Artan hayat pahalılığına, reel ücret kayıplarına ve güvencesizliğe karşı emekçiyi koruyacak hiçbir gerçekçi düzenleme bütçede yer almamıştır.
Vergi yükü yine ücretlilerin omuzlarına yüklenmiş, kamu kaynakları sermaye lehine tahsis edilmiş; adil ücret, güvenceli çalışma ve sosyal koruma talepleri yok sayılmıştır. Emekçilerin temel ihtiyaç ve taleplerini gözetmeyen bu bütçe, emekçilerin değil, sermayenin, rantın, israfın bütçesidir. Başkanlar Kurulumuz, adil ücret, vergide adalet, güvenceli çalışma ve insanca yaşam hakkının sağlanması yönündeki mücadelesini demokratik ve meşru zeminlerde, kararlılıkla sürdürmekte kararlıdır.
3- İşkolu Tespitleri ve Sendikal Haklar
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işkolu tespitlerini, yasallık ilkesine, normlar hiyerarşisine ve sendikal özgürlüklere aykırı biçimde hukuk dışı yönetmeliklerle düzenlemesi, çalışma hayatını kaosa sürüklüyor. Yasa ile tanınmış hakları fiilen ortadan kaldıran, ‘Genel İşler’ işkolunun bütünlüğünü parçalayan yönetmelik temelli düzenlemeler hukuken yok hükmündedir. Bu tür düzenlemeler belediyelerde ciddi idari sorunlara yol açmakta, çalışma barışını zedelemekte ve kurumsal işleyişte kaosa neden olmaktadır.
Başkanlar Kurulumuz, Bakanlığın hukuk dışı, keyfi uygulamalarıyla, yargının siyasallaştırılarak işkolu itirazlarının sendikasızlaştırma ve siyasi mühendislik aracına dönüştürülmesine karşı tüm hukuki ve demokratik yolları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.
4- Asgari Ücret ve Belediyelere Yönelik Mali Kıskaç
İktidarın uyguladığı ekonomik politikalar, asgari ücreti bir ‘başlangıç ücreti’ olmaktan çıkararak fiilen genel bir ‘ortalama ücret’ düzeyine indirgemiştir. Muhalif belediyelerin ekonomik ve siyasi kıskaca alınması sonucu daralan bütçelerden en fazla emekçiler etkilenmekte; çalışanlar, alın terlerinin karşılığı olan ücreti alamamaktadır.
Başkanlar Kurulumuz, asgari ücretin bir başlangıç ücreti olmaktan çıkarılarak fiilen genel ücret düzeyine dönüştürülmesinin ve iktidarın muhalif belediyelere uyguladığı mali kıskaç politikalarının; ülkemiz demokrasisinin temel taşları olan sendikal örgütlülüğü, anayasal toplu iş sözleşmesi düzenini zayıflattığını değerlendirmektedir.
Kurulumuz, iktidarı emekçilerin alın terine saygı duymaya ve Anayasal sosyal devlet ilkeleri doğrultusunda sorumluluk almaya davet ederken; adil ücret, güvenceli çalışma ve sosyal adaletin sağlanması yönündeki mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.
5- Kıdem Tazminatı ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi
İktidarın, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemini 2026 yılı içinde hayata geçirmeyi hedeflediği anlaşılmaktadır. Kıdem tazminatı fonu ile ilişkilendirilmesi planlanan bu sistem, işçi sınıfının kazanılmış hakları açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin kamusal niteliğinde yeni bir gedik açacak olan Tamamlayıcı Emeklilik Sisteminin, herhangi bir biçimde kıdem tazminatıyla ilişkilendirilmesi kabul edilemez,
Kıdem tazminatında öncelik Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi değil, yıllardır yaşanan hak kayıplarının telafi edilmesi olmalıdır. 12 Eylül darbe hukukunun ürünü olan kıdem tazminatı üst tavanı derhal kaldırılmalı; kıdem tazminatı gerçek ücret üzerinden ve çalışma süresine bakılmaksızın güvence altına alınmalıdır. Kıdem tazminatı ödemeleri işveren inisiyatifinden çıkarılarak devlet ve Hazine güvencesi altına alınmalıdır.
Başkanlar Kurulumuz, kıdem tazminatının fona devredilmesini, süresinin kısaltılmasını ya da hakları gerileten herhangi bir düzenlemeyi kesin olarak reddetmektedir. Kıdem tazminatı hakkına yönelik tasfiye girişimleri ile kamusal emeklilik sistemini zayıflatan ‘Tamamlayıcı Emeklilik’ dayatmaları; işçi sınıfının kazanılmış haklarına ve sosyal devlet ilkesine yönelik açık bir saldırıdır. Başkanlar Kurulumuz, tüm konfederasyonları ve sendikaları bu saldırılara karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmaya ve tepkilerini yükseltmeye çağırmaktadır.
6– Belediye Şirket İşçilerinin Kadro Sorunu
Belediyelerde asli ve sürekli işlerde çalıştırılmalarına rağmen belediye şirketleri bünyesinde istihdam edilen işçilerin durumu; Anayasa’nın eşitlik ilkesi, sosyal devlet anlayışı ve çalışma barışıyla açıkça çelişmektedir. Belediye şirket işçileri, fiilen kamu hizmeti üretmelerine karşın kadrolu çalışanlarla aynı işi yapmalarına rağmen farklı statü ve haklara tabi tutulmaktadır.
Başkanlar Kurulumuz; belediyelerde asli ve sürekli işlerde çalışan tüm belediye şirket işçilerinin ayrımsız ve koşulsuz biçimde belediye bünyesine alınmasını, kadroya geçiş sürecinin işçi aleyhine hiçbir hak kaybına yol açmadan, mevcut toplu iş sözleşmeleri ve kazanılmış haklar korunarak gerçekleştirilmesini, bu doğrultuda gerekli yasal ve idari düzenlemelerin gecikmeksizin yapılmasını talep etmektedir.
7- İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki tablo, ülkemizin en yakıcı sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Her yıl yaklaşık iki bin emekçi, alınabilecek basit önlemlerle engellenebilecek ‘iş cinayetlerinde’ yaşamını yitirmektedir. Türkiye’de ölümlü iş kazası oranının Avrupa ortalamasının 4,2 katı olması kabul edilemez. Bu ‘iş cinayetlerinin’ yüzde 98’inin sendikasız işyerlerinde gerçekleşmesi, sendikal örgütlenmenin yaşamsal önemini açıkça ortaya koymaktadır. Çocuk işçiliği ve çocuk ölümleri bu tablonun en ağır sonuçlarından biridir. 2025 yılında en az 85 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiştir. Denetimsizliğin vardığı noktayı, Dilovası’nda geçtiğimiz aylarda sigortasız işçi çalıştırılan bir işyerinde çıkan yangında yaşamını yitiren üç çocuğun ölümü acı biçimde göstermiştir.
Başkanlar Kurulumuz, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin pazarlık konusu yapılamayacağını vurgulamakta; denetimlerin artırılmasını, yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını ve çocukları ucuz iş gücüne dönüştüren mevcut mesleki eğitim düzeninin köklü biçimde değiştirilmesini talep etmektedir
Saygılarımızla. 14.01.2026
Belediye-İş Sendikası
Başkanlar Kurulu












