"İŞ CİNAYETLERİ" KADER DEĞİLDİR…
Zonguldak'ın Gelik Beldesi'ndeki, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait yeni açılan kömür ocağındaki grizu patlamasında 11 işçi yaralanmış, göçük altında kalan 30 işçinin 28’nin cesedine bugün (20.05.2010/9:00) ulaşılmıştır.
Bu “kaza” Mustafakemalpaşa’da 19, Dursunbey’de 16 madencinin öldüğü “kaza” ile birlikte son 5 ay içerisindeki üçüncü büyük maden “kaza”sıdır.
Türkiye kazalarda Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sıradadır.
Basın yayın organlarının araştırmasına göre, Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait kömür ocağı işletmesinin Yapıtek adlı taşeron bir firma tarafından yapıldığı ve işçilerin sendika üyesi olmadıkları görülmektedir.
Ülkemizdeki işsizlik ve yoksulluk nedeniyle maden işçileri ve mühendisleri işsiz kalırım korkusuyla, sesini çıkarmadan, insanlık dışı koşullarda, sendikasız ve güvencesiz çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Kötü çalışma koşullarına denetimsizlik de eklenince; bu kısır döngü, iş cinayetlerine adeta davetiye çıkarmaktadır.
Emekçiler, başta madencilik olmak üzere bir çok işkolunda taşeronlaşmanın, güvencesiz, sendikasız ve denetimsiz çalışmanın bedelini, canları ile ödemektedir.
İş kazaları kader değildir. Kazaların Yüzde 95’i iş güvenliği ile önlenebilir
Bilim insanları, iş kazalarının yüzde doksanbeşinin önlenebilir olduğunu söylemesine rağmen ülkemiz yetkililerinin adeta kulaklar sağır, gözleri kördür.
Türkiye’deki ocaklarda iş sağlığı ve güvenliği denetimi yapan kişiler, işverenin çalışanıdır. Devletin ilgili birimleri ise, gerekli denetimleri yapmak bir yana güvencesiz, sendikasız çalışmayı her düzeyde teşvik ederek, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmayarak, adeta iş cinayetlerinin zeminini hazırlamaktadır. Taşeronlaşmayla, denetimsizlikle, işsizlik ve yoksullukla iş cinayetlerinin zemini hazırlayanlar, daha sonra kendilerinin hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi, yaşanan dramı “madencin kaderi” diyerek geçiştirmek istemektedir. Yaşananlar iş kazası değil iş cinayettir.
Bugün tüm Türkiye’nin canı yanıyor.
Bugün tüm Türkiye’nin içi kanıyor. Ancak en çok, eksi beşyüz kırk kotunda canlarını, kanlarını, eşlerini, çocuklarını, babalarını, oğullarını, akrabalarını bırakanların canı yanıyor.
Yetkililere ise, oturdukları koltukların sorumluluklarını yerine getirmek yerine, cenaze namazında saf tutmakla yetiniyor.
Umarız ki, bu iş cinayetinde sorumluluğu olanlar, makam mevki sahipleri, akşamları yastığa başlarını koyduklarında rahat uyuyabiliyorlardır.
Umarız ki, ülkemiz emekçilerine, ortaçağ koşullarındaki güvencesiz çalışma koşullarını layık görenler ve bunun yasal zemini hazırlayanlar, denetim yapmayanlar, yaptırmayanlar çocuklarının yüzüne, yüzleri kızarmadan bakabiliyordur.
Tüm emekçilerin, tüm Türkiye’nin başı sağolsun. Saygılarımla.
Nihat YURDAKUL
Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri
Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı
|